Cebri icra, en basit tanımıyla bir borcun veya hukuki yükümlülüğün devlet gücü kullanılarak zorla yerine getirilmesidir. Yani borçlu, kendi isteğiyle borcunu ödemezse veya yükümlülüğünü yerine getirmezse, alacaklının talebiyle icra dairesi devreye girer ve devlet eliyle bu borcun tahsili sağlanır.
Cebri icra, özellikle gayrimenkul ve taşınmaz mallarla ilgili süreçlerde önemli bir yer tutar. Örneğin, borçlu kişinin üzerine kayıtlı bir ev, arsa veya işyeri, icra dairesi aracılığıyla haczedilerek satışa çıkarılabilir. Bu satıştan elde edilen gelir, alacaklının borcunu tahsil etmesi için kullanılır. Cebri icra işlemleri sadece borcun parayla ödenmesi şeklinde olmaz; bazen taşınmazın tahliyesi (örneğin kiracının evden çıkarılması), bazen de bir hakkın yerine getirilmesi (örneğin taşınmaz üzerindeki intifa hakkının kaldırılması) şeklinde olabilir.
İcra ve İflas Kanunu’na göre cebri icra süreci, alacaklının icra dairesine başvurmasıyla başlar. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Eğer borçlu bu emre uymazsa, haciz işlemleri başlatılır. Haciz aşamasında taşınır mallar, taşınmazlar veya gelirler devlet zoruyla alacaklıya aktarılır. Gayrimenkul özelinde bu süreç, taşınmazın tapuda haciz şerhiyle başlar ve satışa kadar ilerleyebilir.
Özetle, cebri icra borçlunun isteğe bağlı olarak yerine getirmediği yükümlülüklerin devletin zorlayıcı gücüyle uygulanmasıdır. Gayrimenkul alanında ise borçlunun taşınmazının haczedilip satılması, tahliye edilmesi veya alacaklının hakkının korunması gibi çok önemli işlevleri vardır. Bu nedenle, alacaklıların haklarını güvence altına alan en etkili hukuki mekanizmalardan biridir.