Sükna hakkı, bir kişinin başkasına ait bir taşınmazda oturma, yani konut olarak kullanma hakkını ifade eder. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen sınırlı aynî haklardan biridir ve genellikle bir kişinin yaşamını sürdürebilmesi için tanınır.
Sükna hakkı, özellikle aile içinde veya miras ilişkilerinde karşımıza çıkar. Bu hak sayesinde, sükna hakkı sahibi taşınmazın maliki olmamasına rağmen, o taşınmazda ikamet etme (oturma) hakkına sahip olur. Sükna hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır; başkasına devredilemez, miras yoluyla intikal etmez ve başkasına kiraya verilemez. Yani bu hak sadece hakkın tanındığı kişiye özgüdür. Tapuya tescil edilmesiyle birlikte üçüncü kişilere karşı da geçerlilik kazanır.
Örneğin, bir baba vefat etmeden önce kendi evinde eşi için “sükna hakkı” tanıyabilir. Bu durumda evin mülkiyeti çocuklara geçse bile, anne hayatı boyunca bu evde oturma hakkına sahiptir. Çocuklar mülkiyet sahibi olsalar da annelerini evden çıkaramazlar. Ancak anne bu hakkını satamaz, başkasına devredemez ya da kiraya veremez.
Özetle, sükna hakkı başkasına ait bir taşınmazda ömür boyu veya belirli bir süre için oturma hakkı sağlayan kişisel ve devredilemez bir haktır. Mülkiyet hakkını sınırlasa da mülk sahibini tamamen mahrum etmez; sadece kullanım yönünden sınırlandırır. Bu yönüyle, gayrimenkul hukukunda özellikle aile bireylerinin barınma güvenliğini sağlamak için önemli bir koruma mekanizmasıdır.