Haciz şerhi, bir taşınmazın üzerinde borç nedeniyle başlatılmış icra takibinin tapu kütüğüne resmî olarak işlenmesi anlamına gelir. Daha sade bir ifadeyle, mal sahibinin borcu sebebiyle söz konusu gayrimenkulün üzerinde hukuki bir kısıtlama bulunduğunu gösteren kayıttır. Bu şerh, taşınmazın serbestçe tasarruf edilmesini sınırlar ve üçüncü kişilere de borç durumunu bildirir. Böylece alacaklının hakkı güvence altına alınmış olur.
Haciz şerhi genellikle icra müdürlüğünün talebi üzerine tapu müdürlüğü tarafından işlenir. Borçlu kişi borcunu ödemezse, alacaklı icra takibi başlatır ve taşınmaz üzerine haciz konulmasını ister. Tapu kaydında görülen bu şerh, taşınmazın satılmasına engel değildir; ancak satış gerçekleşse bile haciz yeni malik açısından da hüküm doğurur. Yani taşınmaz el değiştirse dahi haciz kaydı devam eder ve alacak tahsil edilene kadar kaldırılmaz.
Örneğin, bir kişi bankaya olan kredi borcunu ödemezse banka icra yoluyla borcun tahsilini talep edebilir. Bu durumda borçluya ait arsa ya da konutun tapu kaydına haciz şerhi konulur. Taşınmaz satılmak istenirse, alıcı tapu kaydında haciz olduğunu görür ve genellikle borcun ödenmesi şartıyla işlem yapılır. Bu durum, hem alıcıyı hem de alacaklıyı koruyan şeffaf bir uygulamadır.
Sonuç olarak haciz şerhi, borç nedeniyle bir taşınmazın tapu kaydına işlenen ve malikin tasarruf yetkisini sınırlayan hukuki bir kayıttır. Gayrimenkul alım-satım süreçlerinde mutlaka kontrol edilmesi gereken önemli bir tapu bilgisidir. Bu nedenle tapu kaydı incelenmeden yapılan işlemler ciddi hukuki ve mali riskler doğurabilir.