Müşterek mülkiyet, bir taşınmazın (örneğin arsa, tarla, konut) birden fazla kişi tarafından paylı olarak sahiplenilmesi durumudur. Yani mülkiyet bir bütün olarak ortaklara aittir, ancak her ortak bu mülkiyette belirli bir pay oranına sahiptir.
Müşterek mülkiyet, gayrimenkul hukukunda en çok miras, ortak yatırım ya da birlikte yapılan satın almalarda karşımıza çıkar. Bu mülkiyet türünde ortakların hisseleri belirli oranlarla tapuda kayıtlıdır. Örneğin üç kişinin eşit payla bir arsa alması durumunda her biri %33,3 hisseye sahip olur. Ancak bu paylar arsanın belirli bir bölgesini değil, tamamı üzerindeki ortaklık hakkını ifade eder. Yani kimse “şu köşe benim” diyemez; taşınmaz üzerindeki kullanım ve tasarruf hakkı bütün üzerinde geçerlidir.
Müşterek mülkiyetin en önemli özelliklerinden biri, ortaklardan birinin kendi payını satabilmesi ya da devredebilmesidir. Ancak tüm taşınmazın satışı, kiralanması veya ipotek edilmesi gibi işlemler için tüm ortakların onayı gerekir. Ortakların birlikte karar alma zorunluluğu, bu mülkiyet türünün pratikte zaman zaman zorluklar yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle uyuşmazlık durumunda, paydaşlardan biri “izale-i şuyu” (ortaklığın giderilmesi) davası açarak ortaklığı sona erdirebilir. Mahkeme bu durumda taşınmazı ya fiilen bölüştürür ya da satışını sağlayarak bedelini paylaştırır.
Özetle, müşterek mülkiyet; bir taşınmazın birden çok kişi tarafından pay oranlarına göre ortaklaşa sahiplenildiği mülkiyet türüdür. Her paydaş taşınmazın tamamında hak sahibidir, ancak tek başına taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaz. Bu sistem miras ve ortak yatırımlarda sıkça görülür ve anlaşmazlık halinde mahkeme yoluyla çözüme kavuşturulabilir.